Hüseyin bey sizi tanıyabilir miyiz?
Ben Hüseyin Mengi, 1972 yılında Kastamonu’da doğdum. 1983 yılına kadar oradaydım. Bizim köyümüzün kendine görev edindiği bir vizyon ve misyonu vardı. Ya imam olacaktım, ya marangoz, ya kaynakçı. İmam olmak için okumam gerekiyordu, ben okumak istedim.Fakat okul okuyarak değil de zanaat anlamında kolumuzda bir bilezik olmasını istedi büyüklerimiz. Dolayısıyla Ayvansaray kökenliyim. Bu işin ilk merkezi Ayvansaray’da başladı. Tersanecilik de orada başladı. 11-12 yaşında Ayvansaray’da işe başladım. 1985 yılında ise şu an bulunduğumuz bölgeye ( Tuzla Tersanesi ) geçtim, o zamandan beri buradayım.
Çocukken bu alanda çalışmak istiyor muydunuz?
Çocukken bu işi yapmak istemiyor, okumak istiyordum. Tabi bugün bu mesleği yapmaktan gurur duyuyorum. Çok sevdiğim bir meslek.
Okumuş olsaydınız da bu mesleği yapar mıydınız? Ben şu mesleği yapmak istiyorum dediğiniz bir meslek var mı?
Bu mesleği kesinlikle okumak ve yapmak isterdim. Bunu okurken ise dünyanın en iyi okulları nerede ise orada okumak, başarılı olmak isterdim. Hem okuyup hem çalışmak isterdim. Çünkü sadece pratik veya sadece teorik bilgiyle başarılı olamıyorsunuz. Bizim zevkli bir mesleğimiz var. Yaptığımız ürüne kadın adını vermişler, Şi adını vermişler. Bir kadının çocuk doğurması gibidir bizim işimiz. Müşteri gelir hayalini anlatır. Hayalini yazıya, çizime dökersiniz ve onu üretirsiniz. Teknenin denize ilk girdiği günkü hazzı başka hiçbir şeyden almayız biz. Denize ilk attığınız gün rüyalarınıza girer tekne. bir gün önce uyuyamazsınız heyecandan.
Kendinizle aranız nasıl?
Kendinizle barışık olmazsanız mutlu olamazsınız. Kendimle çok barışık bir insanım. Aynaya baktığım zaman rahatsız olduğum bir durum olmadı. Kendimle barışık olmayı, insanlarla barışık olmayı kendime vizyon edindim. Çünkü barışık olmazsanız saygı görmezsiniz, saygı görmezseniz başaramazsınız.
Ailenizden bahseder misiniz?
3 tane çocuğum var. Bir tanesi benimle aynı mesleği seçti ve okudu. Şu anda tersanede çalışıyor, 25 yaşında. Biri 23 yaşında, Almanya’da elektrik ve elektronik mühendisliği son sınıf okuyor. O da bu mesleğe girmeyi hedefliyor, okul bittikten sonra kendisiyle görüşeceğiz. Bir tane 6 yaşında oğlum var, okula yeni başladı. Şirketimde ortaklık yaptığım kardeşim var Mustafa Mengi. Onun iki tane çocuğu var; Eylül Ruma ve Mustafa Mert diye. Babamın kadim dostu ortağımız var Mustafa Yay. Onun da bir oğlu var yine Ramazan Yay. Böyle bir aile firmasını ileride düşmeyecek şekilde yetiştirip daha profesyonel hale getirmeyi hedefliyoruz. Çünkü Türkiye genelinde aile şirketleri çok uzun sürmüyor. Biz bunun için şimdiden onları farklı metotlarla, farklı branşlarda değerlendirerek birlik beraberlik içinde yetiştiriyoruz.
Sizden sonra bayrağı kim devralacak?
Hakeden alacak. Benim çocuğum alacak veya ortaklarımızın çocuğu alacak diye bir şey yok. Ben bugün yönetim kurulu başkanıyım. Biz 3 ortaklı bir firmayız. Bizde yönetim kurulu başkanlığı sıfatının aslında pek hükmü yok. Onlar bana saygı gösteriyorlar. Birisi benden büyük birisi benden küçük. Bugün isteseler hemen bayrağı devretmeye hazırım çünkü bizde görevi sadece birimiz değil üçümüz yapıyoruz. Çocuklar da bu konuda bir hırs içerisinde değiller. Önce ben geçeyim gibi bir dertleri yok. Verdiğimiz görevleri de inşaallah layıkıyla yapacaklar.


Tesisiniz ile ilgili bilgi alabilir miyim?
Kendi yerimiz ve diğer taraftan destek aldığımız yerlerle beraber ortalama 10 bin m2 kapalı alanımız var. 1500 m2 ofis alanımız var. Kapasite olarak 6 tekne yerimiz ve arkasından gelen tekneler var. Bir yerde kabasını bir yerde temizliğini yapıyorsunuz. Önemli olan zaten fazla tekne üretmek değil kaliteli tekne üretmek. Şu anda pandemiden kaynaklanan bir artıştan dolayı kapasiteyi %20 aşmış durumdayız. Bu müşteri portföyü anlamında da %25 Türkiye, %75 yabancı ağırlıklı çalışıyoruz. Hedefimiz ülkeye döviz getirmek adına yurt dışına daha çok satış yapmak.
Sizi neden tercih etmeliler?
Biz müşterimizle bir aile olmak zorundayız. Çünkü ona özel iş yapıyoruz. Bizim işimizin sadece %10’u ticaret olabilir. İnsanlar kendi ailesinin gezebileceği, çoluğunun çocuğunun gezebileceği bir yat istiyor bizden. Biz onların yatak odasını, banyosunu yani denizdeki konforunu düşünmek zorundayız. Dolayısıyla onlarla beraber bir grup oluşturmak zorundayız. Ailesini tanımak zorundayız. Onlar bizi tanımak zorunda. Tekne bittikten sonra işimiz bitmiyor, garanti süresi bittikten sonra da işimiz bitmiyor. Garanti bittikten sonra onlarla ilgiyi kesmiyoruz. Tekne satılsa bile ilgiyi kesmiyoruz. Zaten müşteriler bize referans ile geliyor. Sadece bir fiyat teklifi için gelmiyor.
Ödül almış ürünlerinizden biraz bahseder misiniz?
Ödül kısmı çok önemli, insanı motive ediyor. Bazı ürünleri bazı ödülleri onaylamıyorum çünkü para verirseniz alıyorsunuz. Bunu da gördük. Biz onlardan kendimizi soyutladık. Bunu çok yapan kişiler, firmalar var. Uluslararası alanda ödül almak kolay değil. Orada da birtakım şeyler dönüyor. Burada kapıdaki görevli arkadaşımdan tutun en baş mühendis arkadaşıma kadar herkese teşekkür etmem lazım çünkü hep beraber hazırladık. Özellikle ilk aldığımız 2 ödül tamamen arkadaşlarımın fikirleriyle oluşan, Türkiye’de mümessili yapılan çalışmalardı. Bu tabi motive ediyor ama son dönemler buna katılmamaya karar verdim. Çünkü orada da birtakım işler dönüyor. En son katıldığımız ödül töreninde, oylamada gördük ki bu iş başka türlü gelişiyor. Gerçekten uzmanların bir heyet oluşturduğu, bilimin verdiği ödül benim için değerli.

Mengiyay’ın ödüllü süper yatlarının ardında yatan sır nedir?
Burada müşterinin yönlendirmesi de önemli. Müşteri hayallerini söylüyor, biz burada çalışma arkadaşlarımızla müşterimizin o hayalini gerçekleştiriyoruz. Bazen müşteriyi ikna etmek için ödün vermemiz gereken yerler var. Bazen müşteriden ödün almamız gereken yerler var. Ben bunları yapabilmenin sırrının sabırlı, disiplinli çalışmak ve işini düzgün yapmak olduğunu düşünüyorum.
Bugüne kadar inşa ettiğiniz yatların hem iç hem dış tasarımlarını, üretim süreçlerini ve deneyimlerinizi kısaca anlatabilir misiniz?
Ben bu işe marangozlukla başladım. Belki uzun bir süredir elime keser alamıyorum ama beni en mutlu eden bölüm orasıdır. Çünkü bende iyi bir marangoz ustasıyım yat anlamında ve bu alanda çalışırken haz alıyorum. Teknenin içini ve dışını yaptığımda aldığım haz çok daha mutlu ediyor. Burada biz bunları çalışma arkadaşlarımızla yapıyoruz. Ailelerin fikirlerini alıyoruz, onlara bugün kü teknoloji bazında üç boyutlu resimler sunuyoruz. 3 boyutlu resimlerle yapacağımız teknenin iç ve dış tasarımlarını gösteriyoruz. Müşteri onayından sonra devam ediyoruz. Burada teknik olaylar çok önemli. Dış kısma girdiğiniz zaman mutfağın havalandırmasından tutun, yangın sistemi, klimaya kadar çok teknik düşünmeniz lazım. Bu komple bir takım işi. Tekne bittikten sonra müşteri tarafından beğenildiğinde onur duyuyoruz, çok mutlu oluyoruz.
Hangi ölçekte işler yapıyorsunuz ve süreci nasıl yönetiyorsunuz?
Şu an da ki ulaştığımız ölçüler 54 metreye kadar yani 500 groston. Daha büyük boylarda ve 1500 grostonlarda talepler var. 70-80 metreye kadar talepler var. Onlar için biraz zaman talep ediyoruz. Yerli yabancı müşterilerimizle görüşüyoruz.
Süreç ise şöyle işliyor; Müşteri bize talep eder, görüşmeler başlar. Birbirimizi tanımıyorsak ne istediğimizi bilmiyorsak ortalama süresi 6 ay sürer. 6 ay sonra kontrata geçeriz. Kontrattan sonraki süreçte boyuna göre 18 ay, 24 ay ve 29 ay süresinde tamamlanır. Bu süreçte de müşterinin seçtiği temsilciyle beraber ilerleriz. Müşteriye aylık raporlar göndeririz. Müşteri tarafından onaylanan proje resmine göre devam ederiz.

Zanaatkar ve mühendislerle birlikte yol aldığınızda sanata dönüştürdüğünüz ürünlerin şu an kaçı denizde dans ediyor?
Şu an da biz NB115 numaralı teknemizi kontratta tamamladık. 1986’dan sonra saydığımız tekneler bunlar. 101 numaralı ve 102 numaralı teknemiz denizde. 100 numaralı teknemiz yeni yurtdışına satıldığı için 101 tane teknemiz denizde yüzüyor.
Doğaya saygılı yaşanabilir tesisler kuruyorsunuz. Doğacı oluşunuzun altta yatan güzellikleri neler?
Kastamonu’nun doğası olsa gerek. Bizim çocukluğumuz, gençliğimiz yeşillik bir alanda geçti. Doğa benim için çok önemli. Doğa olmazsa insanın hayatının biteceğini düşünüyorum. Dolayısıyla doğaya saygı duymak, vatandaş olarak birinci görevimiz. Bununla alakalı da kendi kullandığımız ahşap malzemeyi doğadan geldiğini düşünerek de geri dönüşümünü düşünmemiz lazım. Bizim hedefimiz ne kadar ağaç kullanıyorsak onun 3 katını dikmek. Yeni nesil bizden daha iyi geliyor. Ağaç dikme anlamında da tamamen onlar yönlendirdiler.
Üretimde kullandığınız ürünler ve atık yönetimini nasıl koordine ediyorsunuz?
Atık yönetimi tamamen çevre mühendislerimiz tarafından bakanlığımızın yönetmeliğine göre devam ediyor. Zaten normal atıklarımızı belediyenin aldığı bir sistem var. İşçi sağlığından tutun, otomobilimize su tutmak dahil kimyasal atıkları bertaraf etmeye kadar bütün süreç çevre mühendislerimiz tarafından yönetiliyor. Bu konu zaten bizim olmazsa olmazımız çünkü yaptığımız iş gereği hijyenik ortamda ilerlememiz lazım. Yatlarımız çok tozlu ortamlarda imal edilmiyor. Dolayısıyla biraz zorunluluk biraz da olması gerektiğinden bunlara çok dikkat ediyoruz. Tabi kolay olmuyor. Ama biz temizliği ilke edindik. Bütün atıkların yönetimine çok önem veriyoruz. Bakanlığımız da bizi bu konuda iyi denetliyor.
Lise ve üniversitelerde teorik eğitim alan, bunları uygulamalı bir şekilde deneyimlemek isteyen öğrenciler için yılda kaç stajyere sizlerle çalışma imkanı sunuyorsunuz?
Bizde sınırsız. Şu anda milli eğitim bakanlığımızın başlattığı, lisede sanat anlamında, mesleki anlamda belge alabilecek çocuklar haftada 4 gün buraya, 1 gün okula, 1 gün de kendi isteğiyle buraya geliyorlar. Üniversite öğrencileri için staj süre 20 gün ve ya 40 gün ise bunları hep açıyoruz. Onlarda zaten burada bizi tanıdıktan sonra ders durumları müsaitse, boşluklarda gelmek istiyorlar. Bunda da sınır koymuyoruz, kesinlikle istedikleri zaman gelebilirler. Tabii ki çalışma bakanlığımızın ağır iş kolu olması sebebiyle her yaş grubunu her zaman tersaneye alamıyoruz.

Öncülük ettiğiniz oluşumlar nelerdir?
Sivil toplum örgütlerinde Mengiyay adına görevlerim var. Ben hiçbir şeyi kendi adıma yapmıyorum, şirketim adına yapıyorum. Benim öncü olduğum alanlar; insan sağlığı, insan değeri, sanatkarın değeri. Bunu da destekleme anlamında GİSBİR Yönetim kurulu üyeliğim başta olmak üzere, YATED, İMEAK Meclis üyeliğim, bir takımlar derneklerde üyeliklerimiz var. Burada birinci önceliğimiz ailelerde eşinin veya bir çocuğunun sakat kalması durumunda arkadaşlarımıza talimatımız sınırsız ve doğru desteği vermek, insanlara hizmet etmek. Her şey bizim olsun olmasın hiç önemli değil. Çünkü ortalama insan ömrü maksimum 100 sene. Bunun ilk 20 ve son 20 senesini çıktığında geri kalıyor 60 sene. 30 senesi uykuyla geçiyor, 30 sene yaşamak için uğraşıyoruz. Bunun için insanları üzmeye gerek yok. Benim hedefim insanları üzmeden, fazla da üzülmeden insanları yetiştirebilmek. Her şey bazen istediğiniz gibi gitmiyor. Normal bir hayat akışı var. İnsan duygularıyla kendini yönetiyor. Benim bütün arkadaşlarıma söylediğim, öncü olduğum konu; lütfen kimseye surat asmayın, gülün. Bunun en güzel moral kaynağı olduğunu düşünüyorum.
Gülmenin bu kadar güzel olduğunu ne zaman keşfettiniz?
İlkokul birinci sınıfta öğretmenim bana çok gülüyorsun dediğinde keşfettim. Çünkü gülmek insanı her zaman yüksek seviyede tutuyor. Negatif olan şeyi bile algılamıyorsunuz.
Acun Bey’e yaptığınız teknenin yapımı ne kadar sürdü? Bu teknenin yapım aşamasında Acun Bey’in sizden özellikle yapmanızı istediği bir alanı var mıydı?
Acun Bey gerçekten özel bir insan. Öncelikle Türkiye’yi sonra bizi tercih ettiği için kendilerine teşekkür ederiz. Acun Bey ile ilk tanışmamız tam iki sene önce bir telefon görüşmesiydi. İlk toplantımız da çok pozitif geçti. Ben kendisine anlaşmamız önemli değil, biz sizi tanımak istiyoruz, sizde bizi tanıyın öyle karar verelim dedim. Büyüklerimiz bize iş olumluda olsa olumsuzda olsa 24 saat süre isteyin diye öğrettiler. 24 saat süre istedik. Tam 24 saatin sonunda aradı ve hayırlı olsun diyebilir miyiz dedi. Öyle başladık. Gerçekten iyi bir sinerji yaşadık. Kendisinin bize kattığı çok şeyler var. Kendi yaptığı iş kolundan dolayı çok hızlı düşünebilen, çok çabuk karar alabilen ve farklı fikirler üretebilen bir insan. Bizim kendisine yaptığımız teknede bizim düşünmediğimiz çok inovasyonlar kattı. Bir düğmeye basıyorsunuz solan bir anda 2 kabine dönüşüyor. Bir düğmeye basıyorsunuz teknenin hiç yapmadığımız korkuyla baktığımız alan bir buçuk metre büyüyor bir anda. Standart yaptığımız balkonu istemedi, bizde düşünmek istedik. Düşündüğümüzde olumlu yaklaştık fikirlerine. En büyük isteği tekneye zamanında binmekti, ona ulaştı. Hayal ettiği kaliteyi yakaladı. Kendisinin de verdiği bir röportaj var. Abartmadın mı abi dedim. İçimden geçenlerin azını bile söyledim dedi. Bizi çok mutlu etti. Çocuklarına çok önem veren birisi. Çocukları için tekneye bir havuz yaptırdı. Biz onun onayını alabilmek için çok mücadele ettik. Sınırların üstündeydi ama oldu. İyi bir sinerji iyi bir dostluk yakaladık.
Türkiye yatçılık sektörü hakkında düşünceleriniz nelerdir?
Türkiye’de yatçılık çok ilerledi, inanılmaz bir potansiyele sahip. Bunu iyi kullanabilirsek, iyi tekneler üretirsek rüzgar lehimize esiyor. Bütçelerde yanılabiliriz, tutturamayabiliriz ondan bahsetmiyorum ama müşteri arkadan geliyor. Bu rüzgar dindiğinde fiyatımızla değil kalitemizle tercih edilebilen bir ülke olmalıyız. Kalitemiz olduğunda zaten fiyat arkasından geliyor. Bu tekne Türkiye’de yapıldı denildiğinde, gerçekten Türkler bu işi yapabiliyor mu dedirtmek çok önemli. Biz bütün arkadaşlarımıza bunu söylüyoruz. Buna meslek anlamında, ülkemiz anlamında, geleceğimiz anlamında önem vermeliyiz. Gerekirse zarar edeceğiz ama işimizi layıkıyla yapacağız.

Yat endüstrisinin tüm yönlerini bünyesinde bulunduran Mengiyay sadece Türkiye de değil Dünya’da da lider bir firma olmayı başarmış durumda. Bunu neye borçluyuz?
Lider değiliz ama dünyada belli bir sıradayız. Hedefimiz tabii ki En’lerde olmak. Sabah erken saatte işimizin başında olmamızla başlıyor bu iş. Biz 3 ortağız. Birimiz 7’de gelir, birimiz 6’da gelir, birimiz 8’de gelir. En son gelen en son gider buradan. Yani bu durum kendi kendine oluşur. Bu disiplin olduğu sürece ve çalışma arkadaşlarımızı da gerçek anlamda motive edersek bu başarı kaçınılmaz oluyor. Bazen müşterinin avukatıyla tartışmak gerekebiliyor, bazen müşteri danışmanıyla tartışmak gerekebiliyor, bazen yurt dışındaki müşteri temsilcisinden mobing yiyorsunuz. Bir orada sabırla mücadele edersek emin olun müşteri temsilcisiyle kavga etmek yerine onun dediklerini yapmak daha kolay oluyor. Bazen eğer teknik konu değil ise onun dediği doğru olmasa bile yapıyoruz. Sonunda o zaten doğruyu görüyor. Bu sefer gerçekten sizi tercih eder hale geliyor. Bunu başarmak önemli. Çok zor dönemler geçiren Türkiye’de bizim tersanemiz hiç boş kalmıyor.
Yat sektöründe yenilikçi ve kaliteli hizmet veren Mengiyay Yatçılık’ın gelecek planları nelerdir?
Yeni gençlik geliyor. Dedemi sayarsak ben üçüncü nesilim. Yeni nesil teknolojiyle geliyor. Tamamen green enerjiyle çalışan tekneler üretmek istiyorlar. Biraz tabi hibritle başlıyorlar. Bizde şu an bazı projelerde onlarla beraber bunu yapmak zorunda kalıyoruz. Bizim de tabii tecrübe anlamında kattığımız inovasyonlar var ama yeni gençlik bizden daha iyi.
Yaptığınız yatlar arasında en çok bunu sevdim, en güzel bunu yapmışım dediğiniz var mı?
Bizim için güzel müşterinin beğendiği teknedir. Teknelerimizin hepsi çok değerli. Fiziki anlamda hepsi birbirinden farklı tekneler. Ben bu iyi dediğim noktada diğerlerine kendimi vermemiş olurum.
Hayat mottonuz nedir?
Olmazsa olmazımdan biri sabah işe erken gelmek. Yurt dışında fuar ziyaretlerinde bulunmak, istişare etmek. Hoşgörüye çok önem veririm, disiplin sonra gelir. Hoşgörü olmazsa hiçbir şey olmaz. Hata yapanın hatasını affetmek çok önemlidir.
Kastamonu tanıtım ajansı olarak buradayız. Ne söylemek istersiniz bizlere?
Ben geldiğiniz için teşekkür ediyorum. Yolunuzda başarılar dilerim. Zorlu bir yola girdiğinizi düşünüyorum. Sabır göstermeniz, yılmamanız lazım. Düştüğünüzde kalkmayı bilmek çok önemli. Yolunuz açık olsun. Başarılar dilerim.
Rehber 37 olarak, sorularımıza içtenlikle cevap verdiğiniz için sizlere teşekkür ediyor başarılar diliyoruz.